Doktorların ve psikiyatri hastalarının psikoterapiye bakışı
Memduha Aydin, Hulya Ertekin, Tahsin Etli, Hatice Yardim Ozayhan, Ibrahim Eren
Makale No: 3   Makale Türü:  Araştırma
Amaç: Bu çalışmamızda günümüz psikiyatri ve genel tıp uygulamalarında ruh sağlığını iyileştirme ve korumada psikoterapilerin yerini araştırmayı amaçladık.

Yöntem: Bu çalışma Mayıs 2013-Temmuz 2013 tarihleri arasında Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yürütülmüş olan kesitsel bir çalışmadır. Çalışmada veri toplamak için hastalara ve dahili ve cerrahi branşlarda çalışan doktorlara yönelik ayrı ayrı 5’er maddelik anketler uygulandı.

Bulgular: Çalışmamızın örneklemi; psikiyatri polikliniğine başvuran 173 hasta, 28 cerrahi branş ve 89 dahili branş doktorundan oluşmaktaydı. Psikiyatri polikliniğine başvuran hastaların psikiyatrik hastalıkların tedavisinde psikoterapinin etkili bir yöntem olduğunu düşündükleri, psikiyatristlerin psikoterapi uygulayabildiklerini bildikleri, ancak poliklinikte psikoterapiler için yeterli sürenin ayrılamayacağını düşündükleri bulundu. Cerrahi ve dahili bölüm doktorlarının hastalarının tedavisinde psikiyatriden destek isteme eğiliminde fark olmadığı (p=0.115), dahili bölüm doktorlarının daha yüksek oranda ilaçla tedavi kadar psikoterapilerden de yararlanılabileceği fikrine sahip oldukları (p=0.038) bulundu. Cerrahi ve dahili bölüm doktorlarının psikiyatristlerin psikoterapi hizmeti verebilecekleri fikirleri arasında fark olmadığı, dahili bölüm doktorlarının psikoterapilerin poliklinik koşullarında uygulanabilirliğine inancının cerrahi bölüm doktorlarından daha yüksek olduğu (p=0.038) saptandı.

Sonuç: Bu çalışma, “psikoterapi” kavramının hasta, dahili ve cerrahi branş doktorlarının bakış açısından değerlendirilmesine olanak sağlamıştır.
Anahtar Kelimeler: Genel pratik, hastalar, doktorlar, psikiyatri, psikoterapi
Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi: 2016;29:317-323
Tüm Metin:

GİRİŞ

Ruh sağlığı, sadece ruhsal hastalığının olmaması demek değil; bireyin kendi mevcut kaynaklarını iyi bir şekilde kullanarak normal yaşam stresleriyle başa çıkabilir, bulunduğu çevre ile ilişkiler ağında denge, uyum ve doyum sağlayabilir ve üretken olarak katkıda bulunabilir olması durumudur (1). Ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesini, ruhsal sorunların tedavisini amaçlayan psikoterapiler; duygusal çatışmaların çözümlenmesinde, bu çatışmalardan doğan kaygı ve gerginliklerin azaltılmasında bireylere yardımcı olarak kişilerarası ilişkilerini olgunlaştırıp ruhsal uyum düzeylerini arttırmaktadır (1-3).

Ruh sağlığı sorunlarından söz edildiğinde biyolojik olarak beyin nörokimyasında ve nöronal devrelerde ortaya çıkan bozukluklar anlaşılmaktadır. Ruhsal sorunların tedavisinde bu bozukluklar hedeflenmekte ve ilaçla tedavi sonucunda meydana gelen değişiklikler beyin görüntüleme yöntemleri ile gösterilebilmektedir (3-5). Psikoterapi yöntemleri ile tedavi alan kişilerde beraberinde ilaç kullanılmadığında da, ilaçla tedavi sonucunda beyinde oluşan değişikliklere benzer biyolojik değişikliklerin olduğu bulunmuştur (6-9). Bu alanda yapılan çalışmalar psikoterapilerin ilaç tedavileri gibi biyolojik sistemi etkileyen tedaviler olduğunu ortaya koymaktadır (10).

Ruhsal durumun özelliklerine bağlı olarak psikoterapiler ilaç tedavilerine ek olarak ya da yalnız başına kullanılabilmektedir. Günümüzde ruhsal hastalıkların tedavisinde farmakoterapilerin ve psikoterapilerin klinik uygulamada birleştirildiği bütüncül model sık kullanılan yaklaşım haline gelmiştir (11). Farmakoterapi hastalara önemli katkılar sağlamaktadır, ancak ilaçların bırakılma oranının yüksek olması, ilaç kullanımına uyumun az olması, her hastada tatmin edici sonuçlara ulaşılmasını engellemektedir (12,13). İlaç tedavisi sonlandırıldıktan sonra yinelemeler oldukça sık görülmektedir. Hastaların koruyucu ilaç kullanması gereken kronik ruhsal hastalıklarda, akut dönem tedavi sonrası psikoterapi uygulamaları bireylerin iyilik hallerini sürdürmede ve yinelemelerin önlenmesinde de yarar sağlamakta, tedaviye uyumunu arttırmaktadır (14-18).

Ruhsal uyumu bozan bireye ait özellikler ve bilişler, hem ruhsal hem de biyolojik etkiler oluşturabilmektedir. Dahili ve cerrahi bölümlerde karşılaşılan ve altında bu branşlarla ilgili bir neden bulunamayan baş ağrısı, baş dönmesi, kas iskelet sistemi ağrıları, dermatolojik sorunlar, gastrointestinal sistem rahatsızlıkları gibi birçok durumda hastalar psikiyatri polikliniklerine yönlendirilmekte ve destek alabilmeleri sağlanmaktadır (19-24).

Psikoterapötik yaklaşımlar son yıllarda ruhsal hastalıkların yanı sıra diğer tıbbi sorunların tedavisinde de yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Başka bir tıbbi hastalığı olan bireylerde psikoterapiler, kabullenme, fiziksel hastalığı yönetme ve belirtilerin ağırlığını azaltmada ek bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmektedir (25-27).

Bu çalışmamızda ruhsal sorunların ve hastalıkların çevresel ve biyolojik diğer süreçler ile bir bütün olarak ele alınmasının önemini ve gerekliliğini vurgularken günümüz psikiyatri ve genel tıp uygulamalarında ruh sağlığını iyileştirme ve korumada psikoterapilerin yeri konusunda doktor ve hastaların tutumlarını araştırmayı amaçladık.

Bu çalışmanın amaçları:

1)Psikiyatri polikliniğine başvuran, ruh sağlığı ile ilgili sorun yaşayan kişilerin ruhsal tedavi kapsamında, ilaç tedavisinin yanı sıra/dışında psikoterapi hizmeti alabilecekleri konusunda bilgi, beklenti ve taleplerini değerlendirmek,

2)Cerrahi ve dahili bölümlerde çalışan hekimlerin hastalarını psikiyatriste yönlendirme tutumları, psikoterapi yöntemiyle tedavi konusunda ilgi ve bilgilerini değerlendirmektir.

YÖNTEM

Bu çalışma Mayıs 2013-Temmuz 2013 tarihleri arasında Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yürütülmüş olan kesitsel bir çalışmadır. Bu çalışmanın yapılması için Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulundan onay alındı (karar sayısı 2013/209).

Çalışmada veri toplamak için hastalara, dahili ve cerrahi branşlarda çalışan doktorlara yönelik ayrı ayrı 5’er maddelik anketler oluşturuldu ve anketler, doldurmayı kabul eden katılımcılara uygulandı, sözlü ve yazılı onamları alındı.

Anket oluşturma sürecinde literatürde yer alan tutum ölçekleri ve anket çalışmaları incelendi. Bu alanda geliştirilmiş ölçekler incelendikten sonra bu çalışma için, yazarların ortak kararları ile anketlerin son hali oluşturuldu. Ön uygulama yapılmadı.

Çalışmanın hasta grubu, genel psikiyatri polikliniğine ardışık olarak başvuran, bir psikiyatri uzmanı tarafından zeka geriliği bulunmadığı, psikiyatrik hastalığı nedeniyle anketi yanıtlamasına engel olacak bilişsel bozulması olmadığı, gerçeği değerlendirmesi ve yargılamasının sağlam olduğu değerlendirilen, kadın ve erkek hastalardan oluşmaktaydı. Çalışmanın doktor grupları, uzman doktorlar ve eğitim alan asistan doktorlardan oluşmaktaydı.

İstatistiksel Analiz

Bu çalışmada istatistiksel analizler Windows SPSS 15.0 programı (SPSS Inc., Chicago, IL, USA) ile yapıldı. Tanımlayıcı istatistikler sayı ve yüzde olarak belirtildi. Gruplararası kategorik verilerin karşılaştırılmasında ki kare testi, beklenen frekansların tablonun herhangi bir gözü için beşten küçük olması durumunda Fisher exact testi kullanıldı. p değerinin 0.05’ten küçük olduğu değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

BULGULAR

Çalışmamızın örneklem grubu; psikiyatri polikliniğine başvuran 173 hasta, 28 cerrahi branş ve 89 dahili branş doktorundan oluşmaktaydı. Anket sonuçları Tablo 1 ve 2’de sunulmuştur. Polikliniğe başvuran 173 hasta, “psikiyatrik hastalıkların tedavisinde esas etkili olan ilaçla tedavilerdir”, “psikiyatrik hastalıkların tedavisinde psikoterapi en az ilaçla tedaviler kadar etkili bir tedavi yöntemidir”, “psikiyatristler ilaçla tedavi yanı sıra/dışında psikoterapi yöntemiyle tedavi edebilirler”, “psikoterapi psikiyatri polikliniklerinde uygulanabilir bir tedavi yöntemidir”, “psikoterapi için normal poliklinik muayene süresinden çok daha uzun süre gereklidir” ifadelerini katılıyorum”, “katılmıyorum” ve “fikrim yok” olarak değerlendirdiler.

Çalışmamıza katılmayı kabul eden 28 cerrahi branş doktoru “Psikiyatrik tedavide esas etkin olan biyolojik-ilaçla tedavilerdir” maddesini %32.1 (n=9) “katılıyorum”, %46.4 (n=13) “katılmıyorum”, %21.4 (n=6) “fikrim yok” olarak, çalışmamıza katılmayı kabul eden 89 dahili branş doktoru ise; aynı maddeyi %29.2 (n=26) “katılıyorum”, %65.2 (n=58) “katılmıyorum”, %5.6 (n=5) “fikrim yok” olarak işaretledi. Her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (χ2=6.957, p=0.031).

“Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde psikoterapi en az biyolojik tedaviler kadar etkin bir tedavi yöntemidir” maddesini, cerrahi branş doktorları, %75.0 (n=21) “katılıyorum”, %3.6 (n=1) “katılmıyorum, %21.4 (n=6) “fikrim yok” olarak, dahili branş doktorları ise; %92.1 (n=82) “katılıyorum”, %2.2 (n=2) “katılmıyorum”, %5.6 (n=5) “fikrim yok” olarak işaretledi. Bu soruya verilen cevaplarda dahili bölüm doktorlarının cerrahi bölüm doktorlarına göre daha yüksek oranda ilaçla tedavi kadar psikoterapilerden de yararlanılabileceği fikrine sahip oldukları bulundu, her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (χ2=6.519, p=0.038).

Psikoterapiler psikiyatri polikliniklerinde uygulanabilir bir tedavi yöntemidir” maddesini cerrahi branş doktorları, %17.9 (n=5) “katılıyorum”, %53.6 (n=15) “katılmıyorum, %28.6 (n=8) “fikrim yok”; dahili branş doktorları, %43.8 (n=39) “katılıyorum”, %40.4 (n=36) “katılmıyorum”, %15.7 (n=14) “fikrim yok” olarak işaretledi. Bu soruya verilen cevaplarda, dahili bölüm doktorlarının psikoterapilerin poliklinik koşullarında uygulanabilirliğine inancı cerrahi bölüm doktorlarından daha yüksek olduğu bulundu, her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (χ2=6.527, p=0.038).

TARTIŞMA

Bu çalışma, “psikiyatri ve psikoterapi” kavramlarının hasta, dahili ve cerrahi branş doktorlarının bakış açısından anlamsal ve beklentisel izdüşümlerini araştırmaktadır.

Çalışmamız sonucunda psikiyatrik hastaların yarıdan fazlasının psikiyatrik tedavilerde ilaç tedavilerini esas etkili unsur olarak değerlendirdiği saptandı. Hastaların ilaç tedavilerini ön planda tutmaları önemli bir kısmının psikoterapiler konusunda yeterli bilgi sahibi olmadığını düşündürmektedir. Hastalar tarafından bir yandan ilaç tedavileri ön planda tutulurken bir yandan da psikoterapilerin en az ilaç tedavileri kadar etkili olduğu ifade edilmiş. Bu bulgular hastaların psikoterapiye yönelik tutumlarında konu hakkında bilgi eksikliğine işaret edebileceği gibi zaman zaman psikoterapinin idealize edilerek tüm hastalarda ve hastalıklarda kullanılabilen hızlı tedavi yanıtı olan bir yöntem olarak algılama eğilimi olduğunu da düşündürebilir.

Hastaların psikiyatristlerin ilaçla tedavi yanı sıra/dışında psikoterapi yöntemi ile tedavi verebileceklerini biliyor oldukları saptandı. Ancak, hastalar genel psikiyatri poliklinik muayenelerinde psikiyatristlerine psikoterapi desteği almak isteklerini sıklıkla dile getirmemektedirler. Hastalar bu isteklerini psikoterapi konusunda bilgili olmadıkları için ve psikoterapi için daha uzun süre gerektiğini düşündüklerinden dolayı dile getirmiyor olabilirler. Günümüzde, klinisyenler üzerinde zaman baskısı, hastalara ayrılabilen sürenin azlığı ve sonuç olarak klinisyenin hızlı tedavi sunma zorunluluğu, hastanın da hızlı tedavi alma isteği psikoterapinin önünde ciddi bir engel olarak durmaktadır. Destekleyici psikoterapi yaklaşımlarının ve kısa süreli seanslar için bilişsel davranış terapilerinin uygun durumlarda, uygun zamanda, yetkin terapistler ile kısa süreli görüşmelerde bile uygulanabilmesi psikoterapinin önündeki zaman engelini kısmen kaldırabilmektedir (28,29).

Çalışmamızda cerrahi ve dahili bölümlerde çalışan doktorların hastalarının tedavisinde psikiyatriden destek isteme eğiliminde oldukları saptandı. Psikiyatri polikliniklerinde dahili ve cerrahi bölümlerden yönlendirilen hasta sayısı gün geçtikçe artmakla birlikte (25) henüz ankette belirtiği oranlarda gözlenmemektedir. Hastaların psikiyatri polikliniklerine başvurmakla ilgili düşünceleri ve kaygıları yönlendirilen hastaların çoğunun psikiyatriste ulaşmasını engelleyen bir faktör olabileceğini düşündürdü. Cerrahi ve dahili bölümlerde çalışan doktorların zaman zaman hastalarına psikiyatrik ilaç tedavileri öneriyor olmaları da hastaların psikiyatri polikliniğine başvurmalarını öteliyor olabileceği düşünüldü.

Dahili bölüm doktorlarının psikiyatrik desteği sadece ilaç tedavileri olarak yorumlamama oranı cerrahi bölüm doktorlarından yüksek bulundu. Her iki bölüm doktorları psikoterapinin etkili bir tedavi yöntemi olduğuna inanmakla birlikte bu oran dahili bölümlerde daha yüksek bulundu. Her iki bölümün de psikiyatristlerin psikoterapi hizmeti verebilecekleri bilgisine sahip oldukları sonucuna varıldı. Ancak cerrahi bölüm doktorlarında daha düşük olmakla birlikte her iki grup doktorun poliklinik koşullarında psikoterapi uygulamaları yapılabileceği kanaati zayıf olarak bulundu. Dahili ve cerrahi bölümde çalışan doktorların anket sorularına verdikleri yanıtlar psikoterapiyi idealize ettiklerini düşündürmektedir. Doktorların yarıya yakınının poliklinik koşullarında uygulanamaz bulmaları da bunu desteklemektedir. Psikoterapilerin dahili ve cerrahi bölümde çalışan doktorlar tarafından diğer tıbbi tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda tüm hastalarda ve hastalıklarda kullanılabilen, hızlı tedavi yanıtı olan ideal bir yöntem olarak algılanma eğiliminin multi disipliner yaklaşımı olumsuz etkileyeceği düşünülmektedir.

Psikiyatri dışı branşlardan diğer tıbbi tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda psikiyatriye yönlendirilen hasta sayısı artmaktadır (25). Klasik psikiyatrik tanı ve sınıflama sistemlerinde yer almayan, herhangi bir psikiyatrik tanı ile isimlendirilemeyen diğer tıbbi durumlarda hastalara psikoterapi desteği sağlamak hastaların yaşam kalitelerini olumlu yönde etkileyebilmektedir (30). Pek çok ruhsal belirti başka bedensel bir hastalığın, pek çok bedensel belirti de ruhsal bir hastalığın işareti ya da nedeni olabilmektedir. Bu döngüsel ilişki tüm disiplinlerden gelen sağlık profesyonellerinin işbirliği içinde çalışmalarının önemini vurgulamaktadır.

Ruhsal sorunların çözümünde ve ruhsal hastalıkların tedavisinde psikoterapi uygulamalarının önemi ve yeri bu alanda yapılan çalışmalarla giderek artmaktadır. Yalnızca ilaç tedavisi uygulamalarının hastalıkların tedavisinde ve nüksü önlemede yetersizlikleri yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Klinik pratikte psikiyatristlerce bu yetersizliklerin tecrübe edilmesi psikoterapi hizmeti sunmanın gerekliliğine olan inancı arttırmakta, psikiyatrik tedavilerde psikoterapi yöntemlerinin ilaç tedavisi ile birlikte veya uygun durumlarda tek başına kullanılması gerekliliğinin altını çizmektedir.

Psikiyatri polikliniklerine başvuran kişilerin ulaşmak istedikleri hedefe en etkili şekilde ulaşmalarında, kişiye özel planlanmış psikoterapi yaklaşımları kullanmak günümüz psikiyatri uygulamalarında gereken yerini almalıdır. Bu alanda eğitimlerin yaygınlaştırılması, gerekliliğine inanılan bir yöntemi ruh sağlığı hizmeti olarak sunmayı kolaylaştıracaktır.

Bu çalışmanın az sayıda hastaya ve doktora ulaşarak yapılmış olması en önemli kısıtlılıklarındandır. Kendi alanını iyi temsil eden, örneklem sayısı arttırılarak çok merkezli yapılacak olan çalışmalar bizlere ulaşılması istenen amaç doğrultusunda daha güvenilir bilgiler sağlayacaktır. Başarılı tedavi sonuçlarını arttırabilmek için bütüncül müdahalelere yönelik izlenecek yolları ve hedeflerimizi belirlememize yardımcı olacak araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması beyan etmemişlerdir.

Finansal destek: Yazarlar finansal destek beyan etmemişlerdir.

KAYNAKLAR

1.Yörükoğlu A. Çocuk Ruh Sağlığı, 35. Baskı, İstanbul, Özgür Yayınları, 1998.

2.Öztürk O, Uluşahin A. Ruh Sağlığı ve Bozuklukları 2 Cilt, 11. Baskı, Ankara, Tuna Matbaacılık, 2008, 955-957.

3.Öncü B. Psikoterapiler. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi, 2014, 331-342.

4.Brody AL, Saxena S, Stoessel P, Gillies LA, Fairbanks LA, Alborzian S, Phelps ME, Huang SC, Wu HM, Ho ML, Ho MK, Au SC, Maidment K, Baxter LR Jr. Regional brain metabolic changes in patients with major depression treated with either paroxetine or interpersonal therapy: preliminary findings. Arch Gen Psychiatry 2001; 58:631-640. [CrossRef]

5.Singh MK, Garrett AS, Chang KD. Using neuroimaging to evaluate and guide pharmacological and psychotherapeutic treatments for mood disorders in children. CNS Spectr 2015; 20:359-368. [CrossRef]

6.Baxter LR Jr, Schwartz JM, Bergman KS, Szuba MP, Guze BH, Mazziotta JC, Alazraki A, Selin CE, Ferng HK, Munford P, Phelps ME. Caudate glucose metabolic rate changes with both drug and behavior therapy for obsessive-compulsive disorder. Arch Gen Psychiatry 1992; 49:681-689. [CrossRef]

7.Furmark T, Tillfors M, Marteinsdottir I, Fischer H, Pissiota A, Långström B, Fredrikson M. Common changes in cerebral blood flow in patients with social phobia treated with citalopram or cognitive-behavioral therapy. Arch Gen Psychiatry 2002; 59:425-433. [CrossRef]

8.Linden DE. How psychotherapy changes the brain? The contribution of functional neuroimaging. Mol Psychiatry 2006; 11:528-538. [CrossRef]

9.Linden DE. Brain imaging and psychotherapy: methodological considerations and practical implications. Eur Arch Psychiatry Clin Neurosci 2008; 258(Suppl.5):71-75. [CrossRef]

10.Etkin A, Pittenger C, Polan HJ, Kandel ER. Toward a neurobiology of psychotherapy: basic science and clinical applications. J Neuropsychiatry Clin Neurosci 2005; 17:145-158. [CrossRef]

11.Riba MB, Balon R. Farmakoterapi ile Psikoterapinin Birleştirilmesinde Yetkinlik: Birleşik ve Ayrışık Tedavi. Topçuoğlu V (Çeviri Ed.) 1. Baskı, Ankara: Tuna Matbaacılık San. Ve Tic. A.Ş., 2011.

12.Çobanoğlu ZSÜ, Aker T, Cobanoğlu N. Şizofreni ve diğer psikotik bozukluğu olan hastalarda tedaviye uyum sorunları. Dusunen Adam: Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2003; 16:211-218.

13.Savas HA, Unal A, Virit O. Treatment adherence in bipolar disorder. Journal of Mood Disorders 2011; 1:95-102. [CrossRef]

14.Soygür H, Çelikel B, Aydemir Ç, Bozkurt S. Hasta yakınları ile gerçekleştirilen psikodrama yönelimli destekleyici-eğitici grup psikoterapisinin kronik şizofreni gidişi üzerinde etkisi. Dusunen Adam: Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 1998; 11:5-11.

15.Çakır S, Özerdem A. İki uçlu bozuklukta psikoterapötik ve psikososyal sağaltımlar: Sistematik bir gözden geçirme. Turk Psikiyatri Derg 2010; 21:143-154. [CrossRef]

16.Maçkalı Z, Tosun A. Bipolar bozuklukta bilişsel davranışçı terapi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2011; 3:571-594. [CrossRef]

17.Bilican FI, Övül M. Persekütuar tip sanrısal bozuklukta bütünleyici psikoterapi yaklaşımı: Bir olgu sunumu. Dusunen Adam: Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2012; 25:383-387.

18.Sungur MZ. İki uçlu bozuklukta bilişsel davranışçı terapilerin yeri ve önemi. Journal of Mood Disorders 2013; 3(Ek sayı.1):41-44.

19.Soykan A, Kumbasar H. Kronik ağrı tedavisinde psikiyatrik yaklaşımlar. Klinik Psikiyatri Dergisi 1999; 2:109-116.

20.Kayaçetin E, Uğuz F. Psikiyatrik hastalar ve irritabl barsak sendromu. Akademik Gastroenteroloji Dergisi 2002; 1:74-76.

21.Yönal O, Sezgin U, Yücel B, Aktan M. Psikojenik purpura. İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi 2008; 71:19-21.

22.Kröner-Herwig B. Kronik ağrı sendromları ve bunların psikolojik müdahalelerle tedavisi. Curr Opin Psychiatry 2009; 5:200-223. [CrossRef]

23.Balaban ÖD, Atagün MI, Özgüven HD, Özsan HH. Psychiatric morbidity in patients with vitiligo. Dusunen Adam: Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2011; 24:306-313. [CrossRef]

24.Hubschmid M, Aybek S, Maccaferri GE, Chocron O, Gholamrezaee MM, Rossetti AO, Vingerhoets F, Berney A. Efficacy of brief interdisciplinary psychotherapeutic intervention for motor conversion disorder and nonepileptic attacks. Gen Hosp Psychiatry 2015; 37:448-455. [CrossRef]

25.Onur E, Yemez B, Polat S, Gurz NY, Cimilli C. Konsültasyon liyezon psikiyatrisi uygulamaları ve farmakoterapi tercihlerindeki değişim. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni 2007; 17:167-173.

26.Soylu C. Kanser hastalarında bilişsel davranışçı terapi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar. [CrossRef]

27.Anton S, Gugić D, Katinić K, Topić J. Efficacy of different psychiatric treatment methods of liaison psychiatrist in treatment of women with breast cancer. Coll Antropol 2015; 39:377-383.

28.Wright JH, Sudak DM, Turkington D, Thase ME. Kısa Süreli Seanslar için Yüksek Verimli Bilişsel Davranış Terapisi. Sungur MZ, Uğuz Ş (Çeviri Ed.), Ankara: Akademisyen Kitapevi, 2014.

29.Dewan MJ, Steenbarger BN, Greenberg RP. Bir Sanat ve Bilim Olarak Kısa Terapiler. Gökalp GP (Çeviri Ed.) 1. Baskı, Ankara: Pelin Ofset Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti., 2012.

30.de Jonge P, Latour CH, Huyse FJ. Implementing psychiatric interventions on a medical ward: effects on patients’ quality of life and length of hospital stay. Psychosom Med 2003; 65:997-1002. [CrossRef]

Düşünen Adam - Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayıncı
Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.